16 03 2011

Bütün Güzel Resimlerin İçinde Olmak

    Bütün Güzel Resimlerin İçinde Olmak    Bir fotoğraf karesinde, bir çerçevede, belki ünlü bir ressamın tuvalinde, belki sıradan bir kurşun kalem çizgisinde, bir manzara resminde, iki sevgilinin aşkla birbirlerine bakabildikleri sevginin nefrete dönüşmediği o romantik resimlerde, denizin en mavi fotoğrafında, bir dere başında çoban yanında, gökyüzü resimlerinde, bulutlarda belki de, bir çizgi film karesinde, buram buram buğusu üstünde tüten sıcak resimlerde ve fotoğrafların hepsinin de içinde, bütün güzel resimlerde olmak...   Ne güzel bir istek, en akla gelmeyecek bir dilek bu... Sekiz yaşındaki bir küçüğün dileği... İnanamadım duyunca... Şaşırdım, sordum ''Niçin?'' , ''Öyle, bütün güzel resimlerin içinde olayım, istiyorum''  dedi, ışıl ışıl parlayan gözleriyle.Diyemedim ki sen böyle bakarsan böyle görmeyi hiç bırakmazsan zaten o resimlerde varsın, o resimleri sen yaşatırsın, seninle varlar... Değişme, bozma, yıpratma, yıpratmasın hayat seni, eskime, böyle kal, büyüme, çocuk!...   Aydede, isimli bir okuma parçasının söz varlığını geliştirme çalışmasında aydede bütün isteklerinizi gerçekleştirebilecek bir varlık olsaydı, ondan ne dilerdiniz, sorusunun cevabıydı bu güzellik.   Bizim çocukluğumuzda, (diye başlayan cümleler kurmak istemiyorum aslında hiç ama, geçip giden yıllarla birlikte ille de kullanmaya başlanması gereken bir cümleymiş gibi galiba benim yaşlarımda herkesin kullandığı bir cümle, ister istemez) Aydede' den çok şey istenirdi... Sanki dileklerin hepsini gerçekleştirebilecek güçteymiş gibi ... Devamı

03 03 2011

YALNIZLIK; GÜZELDİR

  YALNIZLIK; GÜZELDİR           Ve;  aslında bir parça yalnızlıktı  hayat boyu sırtında taşıdığın... Yük dersin, ağır dersin, taşınmaz dersin, yükledikçe yüklenirsin, sızlanırsın gece gündüz... En ağır hastalıktır yalnızlık, ağrılı... Diz boyundan başlar boğazından taşar, nefes alamazsın. Bazen kimsesizliğin çarpar yüzüne soğuk su gibi, donarsın, üşür ellerin, üşür parmak uçların, üşür yüreğin, donakalır gözbebeğin... Beklersin,sanırsın ki umut dediğin hep vardır; yalnızlıkla beslenir... Hep bir başka yalnızlıkla çoğalacak bir başka umut yeşertirsin bahçende... Başka başka renkler silebilir mi tek bir hamle ile senin siyah beyaz yalnızlığını; düşünemezsin... Beklemek her ömrü tüketen bir başka illet aslında, bilemezsin... Halbuki her gelen kendi yalnızlığıyla gelir, yerleşir hayatının içine, sen kendi yalnızlığınla baş edememişken bir başkasının yalnızlığını nasıl yüklersin ki zaten zayıf omzuna?.. Çöke kalırsın işte olduğun yerde, yüreğine ulaşır en son, bu yalnızlık benden, bensiz olmaz, diyemezsin... İnkar edersin...  Ağır gelir, taşıyamazsın çoğu zaman, çok gelir. Hep fazladır, fazladandır,  hep başkasından gelendir her günü bir ertesi sabaha taşıyandır yalnızlığın... Suçlarsın, suçlayarak yalnızlığı, suçlayarak kendini, geçer gider yıllar, geçer gider su gibi...   Halbuki her parçası masumdu sen yaşadıkça nefes aldıkça var olan; bitmeyen, tükenmeyen senden bir parça, Sen_di.... Her parçasında bir parça sevgi kırıntısı taşınmıştı içine... Karanlığa, geceye, yıldızlara, aya ve sessiz çığlıklara hapsolmuştu... Her sessiz çığlık, her susuş bir parç... Devamı

20 02 2011

Yüreğim Bir Zeytin Dalı

          Yüreğim bir zeytin dalı Kırmadan İncitmeden Sev beni... Dağılmışım Bölünmüşüm her mevsimde Bölmeden Parçalamadan Oku, beni... Bir kırmızı gül koklar gibi Yağmur damlası avucunda Tutar gibi Tut beni... Sevilmediği için Çirkindir martılar Yaşamadan Ölmez insan Öldür, beni.. İnce oya işler gibi, Satır satır dokur gibi, Sanki ben değil, Sen gibi Oku, beni... Yüreğim bir zeytin dalı Barışa, dostluğa Aşka hasret Var mı sende o cesaret Kırmadan, incitmeden Sev beni.. 26 ocak2010 ferkul ... Devamı

28 01 2011

.....

    İTİRAf_name   Yaşadığım kadar, yaşadım... Ne bir eksik, ne bir fazla... Hepiniz kadar güldüm, ağladım, uyudum, uyandım... Herkes kadar kendimi gecelerde buldum çoğu zaman... Herkes kadar gündüzü yaşadım, geceyi duydum... Sessiz geceler ne çok konuşturur adamı bilirim, ne çok susturur, ne çok şey söyletir kendine... Konuştuğun kadar yaşarsın, sustuğun kadar çoğalırsın... Ve yıldızlarda saydım gözlerimi, bir kaydım, bir uzandım, azaldım, çoğaldım... Sabah güneşiyle uyandım güne, akşam grubuna karşı yazdım şiirlerimi, denizin dalgasına, mavisineydi övgüm, kendisine değil... Tan yeri ağarınca açan, geceyle birlikte kapanan papatyaları konuşturdum, sarı elbiseme övgüler döktüm, her gün önünden geçtiğim salkım söğüte anlattım derdimi, yalan da söyledim hatta kimi zaman dizelerimde... Siz sandınız ki öyle büyük aşklar yaşadım, öyle büyük ayrılıklar, öyle büyük acılar, mutluluklar, hepsi de benimle... Kim bilebilir benden başka?.. Kim görebilir ferkul'u benim kadar?...Ya hep konuştum, ya hep susturdum kalabalıkları, kabalıkları... Hiç içinde  olmadığım bir hayatı seyrettim dışarıdan; sizler gibi, film izler gibi... Dilediğim hiç bir şeyin gerçek olmadığını da anladım, istemediğin her şeyin dilediğinden fazla yaşanilabilirliğini de... Sevgiyi de gördüm, nefreti de.... Ta ciğerime kadar işleyen mutsuzluğu da yaşadım, küçük bir kar tanesinin avucuma konuşundaki çocuksu sevinci de... Acıyı da gördüm, hangisi iyidir dedim, mutsuzluk mu daha fazla kanatır insanın yüreğini acı mı?... Bilemedim... Ne kadar hüzün benden bir parça, desem de;  bir yanım  hep açmaya hazır bir gül goncasıydı... Devamı

31 12 2010

yeni yılla yinelenen

Yeni bir yıl, yenilenen , yepyeni bir yaşam, Mutluluklarla dolu olsun,dilediğimiz her şey gerçek olsun dilerim.... Devamı

26 12 2010

TAM ZAMANI

TAM ZAMANI |  görsel 1

                  Tam  Zamanı   Şimdilerde Yürek Bir Serçe Kanadına Takılmış; Uçtu,   Uçacak. Şimdilerde Yüzleri Donuk İnsanların, Unutuldu,   Unutulacak... Şimdilerde Alıp Eline Kalemi,  Kırmalı Suskunluğun Belini... Söylemeli... Şimdilerde Uzanıp Tutmalı  Bir Dostun Elini,  Şimdilerde Görmeli Güneşi, Sıcak Bir Meltem Estirmeli Umuda Zemherinin Tam Ortasında Isınmalı... Salıvermeli Kendini Akarsuyun Başına, Dinlemeli, Dinlenmeli... Şimdilerde Hayal Kurmalı, Her Şey Dediğin Neyse O, Olmalı... Vermeli rüzgara saçını, alıp götürsün senden sen_i Akıtmalı Gözyaşını, Gülmenin Mümkün Olmadığı Yerde, Şimdilerde Ağlamalı... Varsa, Ve Gerçekten Yaşanıyorsa Bir Yerlerde, Şimdilerde Zamanıdır; Sevmeli... Sevemiyorsan Bir Çiçeği Dalında Yeşertemiyorsan Yaprağını, Kuruttuysan Şimdilerde; Ölmeli....                                                                                        ferkul 25aralık 2010 ... Devamı

29 11 2010

DEDİM_Dİ

    Ağlasan da Gülsen de Yaşasan da Ölsen de Sokak araları tutulmuş Yol başları eşkiya Ne yana baksan gece Ne tarafa dönsen yokuş Tam ortada bir  deniz Ha şöyle Ha böyleydi Gülüşleriniz... Hüzünden bir deri Yapışmış üzerine Kara bir kediydi Dört bacağı kırılmış Her taraftan sarılmış Acıtsa da Kanatsa da Bir kenarda Unutulmuş... Yakışıksız bir şeydi Yaşamak dediğiniz... ferkul 26ekim2010 ... Devamı

16 11 2010

Bayramları Bayram Yapan

  Bayramları Bayram Yapan Bayramları bayram yapan üzerindeki hüzündür... Bayramları bayram yapan eksiltemediklerimizle çoğalma yarışıdır... Bayramları bayram yapan anlam karmaşasında direnmektir... Bayramları bayram yapan sevgi çiçeklerini saçmaktır ortalığa... Hak etse de etmese de dağıtmaktır gülücükleri....Bayramları bayram yapan, umursamazlıktır, bırakıvermektir kendini, suyun aktığı yöne... Bayramları bayram yapan içinde çoğalttığınız yalnızlıkları kalabalıklar arasına salıvermektir... Bayramları bayram yapan çocuksu sevinçlerdir, çocukların büyüklerin gülümsemelerine doymaları, alışagelinen her şeyden uzak gözlerindeki ışığıyla aydınlanması, çoğaltmaktır mutlulukları, bayramları bayram yapan bayram şekerleriyle avunmaktır... Bayramları bayram yapan, üzerine giydiğiniz bayram elbisesini yakıştırmak; yaşatmaktır... Bayramları bayram yapan verici insanlara dönüşmesidir, hep alan ellerin...Umuttur, geçmişe, geleceğe ve yarına dair... Umudu hissetmektir... Varsan, yaşıyorsan, seviyor ve seviliyorsan, bayramdır.... Bayramları bayram yapan, sevgidir, inanmaktır, güven ve bir olma duygusudur... Bayramları bayram yapan, duygulardır... Bayramları bayram olan çocuksu sevinçlerle...     ferkul   16 kasım2010 ... Devamı

26 10 2010

Hadi Bakalım, Kolay Gelsin

    Hadi Bakalım, Kolay Gelsin   Bir şeyler yazmak lazım... Yazmak ve dokunmak, yaşamadan duymak, konuşmadan anlaşmak, hayatın diğer ucundan tutuvermek, yakalamak... Kuru bir dilim ekmeği paylaşır gibi, bir bardak suyu birlikte içer gibi... Elinden kaçıvermiş bir küçük uğur böceği gibi, gözünün ucundayken düşüvermiş bir gözbebeği gibi, anlatmak ve konuşmak... Yaşarken, nefes alırken ve bu kadar zor bir dünyanın içinde zorlamadan kendini, akıvermesi lazım cümlelerin; ırmaklar gibi... Coşkun sele kapılmış bir kuru dala döndürmeden, tutuvermek, ucundan kelimelerin... Hani şu kibritçi kız gibi, çirkin ördek yavrusu gibi, içinden çıkarıp kendini, kabuğu kırmak lazım!.. Dinlediğin bütün masallar gerçek olsun diye... Kaplumbağa tavşanı geçsin diye...  Tom, Jery'e yine mağlup olsun diye, kırmızı başlıklı kız kurdu kandırsın diye, Pamuk Prenses hala Pamuk kalsın diye.... Beyazı ve siyahı, hatta bazan kırmızıyı, griyi, bazan mutsuzluğu, bazan mutluluğu konuşturmak gerek;  kelimelerle dans ederek... Harflerden bir yol seçerek kendine, bulmak lazım kendini... Kaybolursun ya hani kimi zaman, bulursun ya bir uçsuz bucaksız denizin ortasında, seslenmek istersin, haykırmak, dalgalardan başka cevap veren olmaz... Bazen o dalga sesi de yeter ya seni anlatmaya, her bir kıyıya vuruş senin sesindir ya, öyle; işte... Konuşurken ve yazarken hissetmek, bazen hissetmediğini de anlatabilmek... Bir şeyler söylemek lazım... Umudu konuşturmak, yaşanmış ve yaşanmamış ne varsa saçıvermek ortalığa... Umutsuzluğun da taa dibine inmek, hatta en çok da hayaller kadar hayalsizlikleri de anlatmak... Hadi sıra sizde... Nerdesiniz?.. ferkul 23 ekim 2010 24:04 ... Devamı

17 10 2010

VURABİLİR MİSİNİZ BİR ATMACAYI SÖĞÜT DALINDA?..

  Bir garip yavru kuş idi, bir söğüt dalına konmuş idi... Dalda bir kuş, dağda bir söğüt, yuva edinmiş idi birbirini. Sarmış sarmalamış idi söğüt kuşu... Ağaç mutlu, kuş da söğütten hoşnut idi... Yıllar yılı büyüdü yavru kuş... Kuş oldu, güvercin oldu serçe oldu, kendi oldu, başkası oldu... Uçmayı öğrendi, başka kuşlarla dost olmayı, hep uçtu, ama düşmeyi öğrenmedi... Düşülerse nasıl kalkılır, nasıl uçar bir kuş düşerse yeniden, nasıl kalkar, nasıl kanat çırpar, bilmedi... Gitti, geldi, döndü, hep o söğüt dalına kondu... Kim ne derse desin o bir garip kuş idi... Bir  bahar günü bir kurşun geldi tuttu kanadından... Hiç beklemiyordu garip kuş; vuruldu...Vuruldu da garibim, sesi duyulmadı... Yüreğinin köşeciğinde bir mermi, çıkmadı hiç, orada yaralı, kaldı... Ne gidebildi, ne kalabildi, ortada olmak ne zor idi?.. Kuş ölmedi, ölmek tam da zamanıdır desen de içinden; bazen mümkün olmaz idi... Yarasını sarmayı öğrendi, yaralarla yaşamayı, kalp kırılsa da, tam ortasından vurulsa da, atmaya devam eder, tik tak, tik tak, her kalbin atışı başkadır çünkü... Kuş olunca kalbi atmaz mı sandınız siz?.. Söğüt dalları arasında saklanmak, orada kalmak işine gelmiş idi garibin... Ne vurmak ne vurulmak ister idi... Bir garip kuş idi, yarasını sarmak bile istemez idi, onunla yaşamaya alışmış idi... Yine söğüt dallarından uzaklaşmadan, alçaktan uçar, serçelerle dostluğa devam eder idi... Günlerden bir gün, yine bir kurşun geldi, bu kurşun zalim idi; vurdu ta yüreğinin içinden, bu kez deldi geçti yüreğini... Acıttı, kanattı;  bedeninin her yerine bulaştı kanı... Her yer kan, her yer kan, her bir ... Devamı