13 10 2009

G_Ü_L_Ü_M_S_E ....

                             G_Ü_L_Ü_M_S_E  ....Artık yeter, şimdi zamanıdır, umudu konuşturmanın... Renk renk çiçekler açtırmanın,  bahara hazırlanmanın, gülümsemenin, gülümsetmenin, zamanıdır... Zamanıdır yelken açmanın,  şimdi tam zamanı henüz güneş varken, herşey tadında ve güzelken, bi de rüzgar varken yelkenlerine kucak açmış....  Zamanıdır kadrini kıymetini bilmenin doğan günün, esen meltem rüzgarının,  iyimserliğin...  Hala ümit varken, ve hala yıllara rağmen kırışmamışsa yüzün, ağarmadıysa bütün hüzün sağnaklarına rağmen saçların, ve kalbin hala atıyorsa tik tak tik tak...  Batan güneşin kızıllığı hala bir şeyler fısıldayabiliyorsa kulağına, zamanıdır ayağa kalkmanın!.. Artık yeter  hüznün, gözyaşının, hayalsizliğin, belirsizliğin de artık sonu gelmeli, olmalı bir çaresi... Bir taş atmalı artık kuyuya ve sesini dinlemeli... Tok da olsa sesi, gamzeler açtırmalı yüzünde, gülümsemeyi,  inanmayı unutmuş yüzlerde...Ki sen, inanmak yaşamaktır derdin, başlamak başarmanın yarısıdır;  derdin...  Hadi artık, başla!... Hani bir kırmızı güle verirdin bütün kederlerini, bir küçük nergis dalında bulurdun kendini...Hani o soğuk,  karlı kış günlerinde bile, bir damla kar, unuttururdu bütün geçmişi, geleceği,  avucuna düşünce...Hani büyüse de küçük kız, umut veren şiirler yazacaktı gecenin içinde yansıtacaktı hayallerini.... Büyümüşken küçük kız, bu kadar büyütmüşken yüreğini, daha güzel şiirler yazmalı, susmamalı!... Ne duruyorsun, artık yeter!.. Aç kapıy... Devamı

30 09 2009

K_a_r_m_a_ş_a...

K_a_r_m_a_ş_a...Sıradan bir gün ... Bu gün hergünki günlerden bir gün gibi düşünün, yine güneş aynı güneş, gökyüzü yine mavi, görünüyorsa da, siz  yine yaşadığınız herhangi bir günde bulun kendinizi...  Halbuki kayboluşu yaşıyor bütün insanlar... Yollarda kayboluyor bütün yolsuzluklar, yalanlar... Yok oluyor zamanla bildiğin bütün doğrular (sahi gerçekten doğru muydular?)... Böyle bir günde kendini arada da bul, kolaysa.... Kolaysa bul kendini bu savaşın, bu gizli kavganın ortasında... Ben kayboldum bu karmaşanın içinde... Kendimi sakladım, saklandım, yüreğimin ta içine hapsettim gözlerimi...  İtiraf ediyorum... Ne kadar sobeleseniz bu saklambacın içinde beni görmek zor...  B_u_l_u_n_a_m_ı_y_o_r_u_m... Bir durgunluk, bir suskunluk, bir çöküntü, bir sessizlik dalgası...  Halbuki deprem oluyor, yeraltı sarsıyor bütün yeri göğü, çığlıklar, yakınmalar, pürtelaş içinde insanlar, gözlerinde bir yalnızlık , bir ölüm kokusu, bir sesssiz çığlık... Hep yalan söylüyor sesleri,  rengarenk gözleri siyah bakıyor..  Her cümlesi sahtelik kokuyor, nefeslerinde leş kokusu;  bu koku bayıltıyor beni, bu samimiyetsizlik!..  Bütün gözler birbirinden sakınmış gerçek dostluğu, konuşmalarında bir yapmacık, hormonlu  yüksek, bir ses tonu...  Sevgi, aşk, vefa,  nefret ve düşmanlık hepsi yokuş aşağı salıverilmiş duyguların depreminde yıkık, perişan, darmadağın... Burada aslı kaldım, işte tam burada, tam da depremin orta yerinde asıldı duygularım...  Evler yerinden uçuyor halbuki,  hiçbir şey yerli yerinde değil, yıkık dökük harabeye dönmüş bütün hayaller, bütün kapılar kilit... Devamı

08 09 2009

SİİRİMSİ DERGİSİ SİZLERLE

      '  SİİRİMSİ '      ÇIKTI; İŞTE BENİM DERGİM! Hemen  hemen üç yıldır blog yazıyorum... Günlük tarzı, deneme tarzı, içimden geldiği gibi, gelmediği gibi, hüzün kokan, acı veren, bazan anlık , bazan yaşanmamışlık, bazan yaşanmışlık, bazan olduğu gibi, bazan gel_git içinde anlamsız; hepsi ben_im!...  Hani olur ya, bu bir tür rahatlama... Kimi insan içindeki boşluğu alkol alarak, kimi  seyahat ederek, kimisi alışveriş yaparak, kimisi görmezden gelerek, yoksayarak, olmamış ama olsun varsayımlarını hiçe sayarak, yaşayıp gider...  Ben de ferkul olarak yazmayı seçtim, bunaldığımda, bir boşluğa düştüğümü hissettiğimde, yaşanmışlıkları kaldıramayacağım anlarda, olmasını istediğim hayaller kurduğumda ve var olan bütün herşeyi ve herkesi olduğu gibi kabullenmekte zorlandığımda, kısaca;  kendimi aşmaya çalıştığım her anda;  yazmayı seçtim...  Hüzün koksa da yazdıklarım, çoğunlukla acı verse de ,  okunsa da, okunmasa da, hatta bloglar içinde çalınsa, altına kendi imzalarını atsa da okuyanlar, hoşgörülüyüm,  en azından okunmuş, beğenilmiş ve seçilmiş ; diyorum... O sizin okuduğunuz her cümlesi umutsuzluk ve olmaması gereken her şeyi anlatan ve haykıran satırları yazdığım zaman, rahatlıyorum... Yazmak benim için içimi dökmek, boşalmak, kuyuya salıvermek gibi bütün boş kovayı;  sonra da oturup dinlemek çıkardığı sesi...Hayalimdi; yazdıklarımın bir dergi veya elle tutulur bir kağıtta görmek... Bunun için  kendi çabamla ve tek kalem,  kendim!... Yola çıktım... Dergimin adı ŞİİRİMSİ , TEK KALEM _DEN, yani hepsi benden...Bir ikincisi olacak mı bilmiyorum, bunu sizlerden gelen talep ve okuyucu yorumları belirleyecek... İ&... Devamı

20 09 2009

BAKMAK VE GÖRMEK...

                         DENİZ AŞKIMDenize bakar, denizi görür, dalgayı yaşarım... Biz ikimiz yani denizle ben, ben ve deniz; çok başkayız...Bambaşka bir aşk bu aramızdaki, hiç bir aşka benzemeyen, tarafsız, yansız... Benzeriz, tek yumurta ikizleri, kardeşler gibi, birbirini asla unutmayan aşıklar gibi; kerem ile aslı gibi... Birlikte hisseder, birlikte güler, birlikte tökezleriz, arasıra düşünce birlikte kalkarız...  Kıyıya her çarpışında dalgaları, yalnızlığını şikayet edermişcesine gelir yanıma, sevinirim...  Küçük bir kedi yavrusunun hırçın ağlaması gibi, medet umar gibi; her seferinde sesini duymak, beni hissettiğini bilmek rahatlatır beni... Hiç sıkılmaz, usanmaz dert  yanışımdan, sızlanışımdan, her zaman oradadır bilirim, hiç bir zaman reddetmez beni... Her seferinde kapısı açıktır, dinlemeye, dinlenmeye... Serzenişim onadır, şikayetim, dert yanışım, açılışım, çoğu zaman sığınışım... Güvenilir bir dosttur deniz, vefalıdır, bir başkasından duymam söylediklerimi... İyi bir sırdaştır; içine atar, derinliklerine gömülür bütün yaşamım... Her gittiğimde çıkartır önüme bir bir... Serer önüme, birlikte düşünür, birlikte konuşur, birlikte ağlarız gerekirse... Bir film izler gibi mavisinde saklıdır geçmişim, hayatım, yaşamışlıklarım... Sahneler gelir geçer önümden sessiz sinema gibi... Her sahnede bir dalga, her karesinde deniz kokusu, hasret, ayrılıklar ve ayrılamayışlar, yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklar...Denize bakarım; dalgalar gelir yanıbaşıma.... Çok sey söyler, çok konuşur, yıllar sonra bir araya gelmiş ama gözlerindeki ışığı kaybetmemiş dostlar gibi... Hani bilirsiniz, hiç konuşmadan &cced... Devamı

01 09 2009

Yüreğimden tut beni

Yapma...Bana bunu yapmaGözlerini koyup gözlerimin üstündeBırakıp gitme beniEllerim dizlerimdeBaş parmağım üşüyorAvuçlarım yanıyorSensizlik bir deniz sancısıSensizlik bir  çetrefilli  yolBütün sokaklar sana benziyorBütün çocuklar banaKöşe başlarında yalnızlığımSen gittikçe uzuyor...Yüreğimde büyüyor çiçeklerinYüreğimden tut beniSakın bırakma ,Ne olur!...Bana bunu yapmaHasret kokarken benliğimNe işe yarar şairliğim!..Bırakma ellerimiBırakıp gitme seni!...Gözlerimde  bir ayrılık acısıYüreğimde bir yangın...Perişanım, darmadağın...Bana bunu yapmaYapma bunu Bırakma ellerimi!..Gitme!....Akşamlarım doğum sancısıDüşlerimde bir çocuk ağlıyor Susturamıyorum sesiniÇığlığı evreni sarsıyor...Yokluğun bir deprem,Her günüm cehennemVe her şey bu kadar zorkenVe sen bu kadar büyümüşkenKorkuyorum sensizlikten...Yüreğinle tut ellerimiBeni unutma!Yapma bana bunuBana bunu yapma!Koyup gitme beniNolur!...ferkul25ağustos200903.00... Devamı

25 08 2009

Öyle bir yerdeyim...

ÖYLE BİR YERDEYİMHayatın bir rüzgar gibi insanları savurduğunu söyler şarkılar...  Bence tam teşhis...  Öyle bir rüzgar ki bu silip süpürüp akla hayale gelmeyecek şeyleri getirip önüne koyuyor,  istediklerini  estirip uzaklara savuruyor, istemediğin ve beklemediğin sürprizleri buluveriyorsun önünde... Ve şaşırıyorsun her seferinde,  şaşırıp afallıyorsun...  Bir bakıyorsun kalakalmışsın olmadık bir sokağın ortasında tek başına... Ne tarafa gitsem_lerde takılı kalmış yüreğin...  O tarafa baksan karanlık, bu tarafa baksan;  çıkmaz sokak...  Dalgın,  bakakalıyorsun...        Bir boşluk,  bir bekleyiş,  bir bulunmak isteği,  bir kayboluş...Öyle bir yerdeyim...Böyle bir ikilemdeyim aylardır...  İkilem demek az,  çoklem...  Bazan yazacak ve söyleyecek o kadar çok şeyin vardır ki, o kadar çok düşünceler arasında boğulursun ki,  yazamazsın,  konuşamazsın,  anlatamazsın...  Beynin durmuş gibi, çok çalışan bir saatin tiktakları gibi,  şaşırmış...  Durmakla, çalışmak arasında,  hızla yavaşlama arasında,  kalmakla gitmek arasında...   Öyle bir yerdeyim...Anlattığın ve söylediğin anda büyüyecek,  daha çok devleşecek sanırsın böyle zamanlarda, düşündüklerin...  Sanki deniz ortasında kalmış bir küçük dal parcası... Ve her  an bir fırtına gelip savuracak denizin dibine, konuşursan...  Suskunluk kaderindir böyle anlarda,  kaderim;  alınyazım dersin her zamanki gibi,  boyun eğer susarsın...  Eğildikçe boynun acır,  yere doğru büküldükçe isyan edesin gelir,  boğulursun;   boğarsın...     Sustukça sust... Devamı

24 07 2009

bir gece

                                                 Sarhoş Geceydi... Bir yaz gecesi, yıldızlar gökyüzünü aydınlatırken içimde bir bunalım, bir bungunluk, bir sis hissediyordum... Aslında hergünki bir geceye benziyordu, sıradan..  Hani sizlere de olur mu bazan?..  Sanki az sonra bir şeyler olacak, kötü bir anın içinde buluverecekmişsin gibi kendini, zayıf hissedersin kimi zaman... Korkulu, yıkık ve perişan... Bir depreme hazırlanır gibi, sanki az sonra kıyamet kopacak gibi... Etraftaki evlerin kiminin ışıkları yanıyordu, kimisi çoktan kapatmışlardı geceye gözlerini...  Işıklar, aydınlıklar, alacakaranlık, geçmiş ve gelecek, hüzün, masumiyet, hayat!.. Hepsi sanki bu geceye hapis... Her biri bir dünya, her yanan ışıkta ne gizli sırlar, acılar,mutluluklar, yaşanmış ve yaşanmamışlıklar vardır kimbilir?.. Umudu konuşturmayalı yıllar almış, içindeki sesi konuşturmayalı asırlar geçmiş, çaresiz birlikteliklerle dolu duvarların arkasında neler sakladığını, kim bilebilir?Geceydi, yine geç kalmıştım herkesten geç ve yazı hazırlayan bir başlangıca açmıştım ellerimi...  Balkona çıktım, yıkanmış çamaşırları ipe sermeye, ipe asmaya düşüncelerimi, ayrımsamaya, askıya vermeye belki de... Belki de düşünmeye bir mola... Bazan düşünmekten de arınmak ister insan, boşluğa salıvermek beynini... Çünkü en büyük yorgunluk düşünmekten gelir... Kendi  kendine konuşan, gür bir sesle ürperdim düşüncelerimi ipe sererken; acı çeken ve çektirmeyi iş edinmiş bir sarhoştu... Yas tutuyordu sanki... Kimin ve neyin, hangi yaşanmışlığın, belki de yaşanmamışlığın yasını, hüzn&... Devamı

10 07 2009

iyimser bir gül

İyimser bir gül;Dünyaya yeniden gelsem;Bir gül olurdum, kırmızı bir gül... Kan  kokusu, can rengi, gülümseyen, güldüren ve sevindiren bir kırmızı gül... Rengiyle konuşan, samimiyetiyle canlandıran, hayat veren, ışıltısıyla aydınlatan, anlatan ve dinleyen.  Vefalı... Kilometrelerce öteden kokusuyla, yapraklarından fışkıran dimdik , göğe doğru bakışıyla, asi ve iyimser, rüzgara ve güneşe karşı ben de varım gibisinden sadece rengi ve güzelliğiyle, asaletiyle gülümseyen,sevgiyi ve şefkati içinde barındırdığı kadar görüntüsüyle örnek;  mesut  ve sarhoş bir kırmızı,  iyimser gül... Aslında bütün güllerde saklı içimizdeki kendimiz...  Rengiyle kalplerin içindeki ruhu yansıtan güller... Bu güne kadar aşka ve aşıklara da yol gösteren, sevgiyi dile getiren, hasreti çağrıştıran, yoların ayrımında ve başlangıcında verilen ve alınanları, belki gidişleri, dönüşleri cümlelere döken güller...Dünyaya yeniden gelsem;Bir ağaç olurdum mesela, salkım söğüt....  Kökleriyle bütün bir şehri sarsın,  dallarıyla toğrağı kucaklasın... Sevdasıyla, görkemiyle, bereketi ve bolluğu temsil etsin, yeşilliğiyle huzuru... Küçük  bir fidanken hemencecik büyüsün, birkaç su damlasıyla diriltsin kendini, yenilesin... Yenilensin,  kurumaya yüz tutmuşken, canlansın...  Göğe doğru uzansın, yere doğru eğsin başını, alçak gönüllüğüyle, versin kendini toprağa,  salkım saçak saçılsın, açılsın...  Dökülsün, eğilişiyle selam versin gelen geçene, günaydın desin,  gündüze ışık ve aydınlık versin sesi,  geceye kalabalıklar...  Böylece unutulsun yalnızlıklar...Bir selvi d... Devamı

31 07 2009

beni bende bırak

             TÜKENMEDEN....Sana bu son şiirim ...Son seslenişim ,Son çağrım,Git artık,Git bendeki yüzün de parçalanmadan,Sesin dağ başlarında yankılanmadanYoksayılmış bir yaşamdan arınarak,Arkana bakmadan,Git...Hangi karlı dağlarda açan çiçekseSenin kardelenin,Ona git,Ben kardelen değilim...Çiçek değilim,Hiçbir dağ başında bulunmadımHiçbir şeyin de olmadım zaten...Başlamadan bittiyseTükendiyse sözlerimGitmelisin..Git daha çok içimde yok olmadan yüzün,Gözlerini saklamadan git,Yüzüme bakmadan,Adım adım yok olmadan,Yok oluşa geçmeden varlığın ,Gidişini seçmişken git...Git kiBir  şey kalsın aramızda,Senden ve benden kalanBir tek konuşacak cümle,Kalabilsin gidişinle,Tek satır olsunKalsın ...Bırak , git...Ve git... Diyorum sana,Ben diyorsam,Gitmelisin...Ben gitmiyorsamGidemiyorsam,Ve kaldıysamSenle, sensiz...Tükenmeden,TüketmedenBizi...Gitmeli...Kalmadıysa ikimiz,Sona erdiyse herşeyGitmelisin,BirimizdenTek kalmadanYok olmadan sevgimizGitmeli birimiz...Hadi,Git...ferkul22 haziran 2009o2.o4... Devamı

26 06 2009

gid(ebilsem)iyorum

Gidiyorum buralardan,Gitmeyi marifet sanarak, gittiğim yollardan medet umarak, belki  kendimden kaçarak; gidiyorum...Gittikçe umudum çoğalalacak, biliyorum, yeni ve yeniden bir gün gülümserken, güneş göz kırparken uzaklardan, onu önüme katarak,  giderken mutlu olarak, gidiyorum.... Geceyi size bıraktım, siz korkularınızla ve ayışığınızla kalın, gidiyorum... Yürüyeceğim yollar bana arkadaş,  Gidiyorum bitti bu savaş...  Bazan yenilgi en büyük galibiyettir, bilirim, yenildikçe her savaşta kaybettikçe bileğilenir umudun;  gidiyorum buralardan...  Gidiyorum ben;  kimse duymadan, sessiz bir gidişle, kendimi, sadece kendi gözlerimi taşıyarak;  gidiyorum....Bir sarhoşa benzese de adımlarım, saymadan ve hiç bir şey düşünmeden, belki hiçliğimle kalarak, herşeyimle gidiyorum.... Sokaktayım, yolun yanı başında, belki de çıkmaz bir sokağadır gidişim,  göze alarak herşeyi ve herkesi arkamda bırakarak ; gidiyorum.... Kaldırımları saymadan, yolların sonunu görmeden;  gidiyorum buralardan... Gidişi seçtim ben, çünkü kalmak bazan yok olmaktır.... Beni bende bırakarak, sizi sizde bırakarak, yalanlarınızla, dolanlarınızla, nankör sevdalarınızla, güneşimi kimse çalmadan; kimseye yakalanmadan, hiç kimseyi almadan yanıma, bir valiz bile taşımayarak; gidiyorum... Sessiz bir çığlıkla olsa da gidişim, isyan edebilsem, edemesem de, konuşsam da, susamamasam da, ben gidiyorum...Hayat denilen bu keşkemekeşi sevmedim, beceremedim aranızda olmayı, yalnızlığımı kaderimden  sayarak, gidiyorum... Yürüdükçe tökezledi umudum, yuvarlandıkça yokuş aşağı; durdu ayaklarım...  Artık sadece koşmayı değil, yolları değil, gidişi seviyorum... Benim için gidiyorum, ardımda kalanları düşünmeden, bitişi yaş... Devamı