ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more



ne kadar siirimsiyiz

ne kadar siirimsiyiz

yıllar oldu .yazıdan şiirden uzak..yazmanın yaşamaya denk olduğunu düşündüğüm günler vardı eskiden..şimdi bu sayfayla siirimsiler le bir merhaba demek istiyorum umuda..

yeni yazım; olmalı_ http://www.siirimsiler.com/

23/11/2009
Kategori: siir

olmalı...

deniz manzaraları


VAR_ SA?...


Bir sevdiği olmalı insanın... Bakmadan görebilen, konuşmadan anlayan, görmeden....  devamı;   http://www.siirimsiler.com/     da....

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

beni bende bırak

31/7/2009
Kategori: siir





             TÜKENMEDEN....

Sana bu son şiirim ...
Son seslenişim ,
Son çağrım,
Git artık,
Git bendeki yüzün de parçalanmadan,
Sesin dağ başlarında yankılanmadan
Yoksayılmış bir yaşamdan arınarak,
Arkana bakmadan,
Git...

Hangi karlı dağlarda açan çiçekse
Senin kardelenin,
Ona git,
Ben kardelen değilim...
Çiçek değilim,
Hiçbir dağ başında bulunmadım
Hiçbir şeyin de olmadım zaten...
Başlamadan bittiyse
Tükendiyse sözlerim
Gitmelisin..

Git daha çok içimde yok olmadan yüzün,
Gözlerini saklamadan git,
Yüzüme bakmadan,
Adım adım yok olmadan,
Yok oluşa geçmeden varlığın ,
Gidişini seçmişken git...

Git ki
Bir  şey kalsın aramızda,
Senden ve benden kalan
Bir tek konuşacak cümle,
Kalabilsin gidişinle,
Tek satır olsun
Kalsın ...
Bırak , git...

Ve git... Diyorum sana,
Ben diyorsam,
Gitmelisin...
Ben gitmiyorsam
Gidemiyorsam,
Ve kaldıysam
Senle, sensiz...
Tükenmeden,
Tüketmeden
Bizi...
Gitmeli...

Kalmadıysa ikimiz,
Sona erdiyse herşey
Gitmelisin,
Birimizden
Tek kalmadan
Yok olmadan sevgimiz
Gitmeli birimiz...

Hadi,
Git...


ferkul

22 haziran 2009
o2.o4


Yorum (9) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Canım yanınca

17/4/2009
Kategori: siir



ŞİİRDEN DEĞİL

 Kara günlerin  şairiyim
Acının bütün dillercesini bilirim
Yunanca, Rusça, Amerikanca
İnsanca, hayvanca, kuşca
Dünyanın bütün acılarını ...
Yerini, yöresini bilmediğim
İnsanları gözlerinden tanırım
Acının ortak dilince anlaşınca...
Gayet iyidir ilişkilerim
Dostlarım var on milyonlarca
Onlar da tanır beni
Kırk yıllık ahbap gibi
Bakışınca....

Kara günler  şairiyim,
Bütün renklerini bilirim acının
Kırmızıdır,  pembedir
Gökkuşağına döner gözlerin
Bir kere sevmeye gör
İnandığın bütün masallara inat
Şarkılar yalan söyler
Güneşin rengi alev gibidir
Pembeden griye çalar sevdaları
Yaz sıcağında üşütür sözleri
Yarin yüreği mor menekşedir
Ayrılığı aklını başından alır
Yerlere serilir yüreğin
Yapraklar dökülür
Işıklar söner bir bir
Kapanır kapılar yüzüne
Acının rengi siyahtır...
İçeriden bakınca....

Ben, kara günler  şairiyim
Aşinadır yüreğim
Acıya, hüzne, tufana
Bütün fırtınalar acıdan gelir
Bilirim , gözbebeğinden tanırım
Rengini, dilini,
Her biri ötekisinden beter
Yaşadıkça ölesim gelir
Acının bütün renkleri gridir
Şairliğim, mısralardan değil
Şiirden değil,
Acıdan gelir...
Acıyla beslenir...

Yaşadıkça yazasım gelir
Yazdıkça nefesim kesilir
Sevdadandır bütün acılar
Bir gün bir ömre bedeldir
Bir güne bütün renkler feda edilir
Ben şair değilim
Acılarım beni söyletir...
 
Bir güneşe bakarım
Bir aya,
Bir de yıldıza
Şairliğim utanır kendinden
Acılara kan düşünce
Sevdaya zan düşünce
Yazmak zamanı gelir...
Can bedenden ayrılınca
Ölesim gelir.
Ölesiye yazasım gelir.
Acıyla beslenirim.
Kara günlerİn  şairiyim ,
Bir milyon rengini bilirim,
Bir milyon dilini ...
Canım yanınca,
İçim acıyınca,
Şiir yazabilirim....


ferkul
3nisan2009-
23.15



Yorum (6) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Şair Ölür...

6/3/2009
Kategori: siir

DAĞLARDA KAR OLSAYDIM
Şu dağlarda kar olsaydım
Bir asi rüzgar olsaydım
Arar bulur muydun beni
Sahipsiz mezar olsaydım...
                 Şu yangında har olsaydım
                 Ağlatıp bizar olsaydım
                  Belki yaslanırdın bana
                  Mahpusta duvar olsaydım...
 Şu bozkırda han olsaydım
Yıkık perişan olsaydım
Yine severmiydin beni
Simsiyah duman olsaydım...
                     Şu yarada kan olsaydım
                     Dökülüp ziyan olsaydım
                    Bu dünyada yerim yokmuş
                     Keşke bir yalan olsaydım...

Şair ölür ….

Yusuf  Hayaloğlu hayatını yitirdi… Yitmek ve kaybolmak arasında bir ilişki var sanırım yaşam denilen çizgide… Bir eşyanı, mesela yüzüğünü kaybetmek, elinden tutan çocuğunu kaybetmek, yollarda değerli bir iğneni düşürmek gibi bir şey midir acaba ölmek?...

 Yusuf  Hayaloğlu öldü… Kendisini tanımam, bir kez olsun görmüşlüğüm yoktur, hiç yüz yüze gelmedik, iki kelime konuşmadık ama onu biliyorum… Ruhunu kendimden bildim, şiirlerinde ben de vardım, birçoklarının yaşadığı yangınları mısralarında okudum… Birini tanımak ve anlamak istiyorsan ona birkaç satır yazı veya şiir yazdıracaksın, derim… TV’deki fotoğraf, video ve kliplerinde, röportajlarında yüzünü gördüğümde de hiç tepkim olmadı, yazdıklarıyla özdeşleştiremedim yüzünü… Sanki çok beğenerek yediğiniz bir yemeği yapan aşçıyı görmek istememek gibi bir şey bu; şiiri yazanı şairliğe yakıştırmamak, bir yüzü olduğunu, bir cisme sahip olup bizler gibi yürüdüğünü, konuştuğunu, küfür ettiğini, çay içtiğini düşünememek…

 Aslında aynı ülkenin çocuklarıyız, aynı ülkede birlikte nefes aldık… O şiirlerini yazdı, ben kitaplarını aldım, CD’lerinde okuyuşundaki hüzünlü sesi, kavgalı bir isyandaki durgunluğu, kelimelerin, cümlelerin içindeki kendimi görerek büyük bir şair olduğunu düşündüm hep… Siyasi görünüşünü de bilmiyorum, öğrenmek, mısraların arasından sezmek de istemedim… Çünkü siyaset en çok yakışmayan şeydir şiire… Ve şiir ne duygularla yazılırsa yazılsın, ne vermek istediğin değil, ne aldığını gördüğündür…

 Bir Necip Fazıl kadar, bir Nazım Hikmet, Ümit Yaşar kadar önemli bir şairdi bence…

‘Madem öyleydi, Türkiye burası, bak adam öldü hakkında yazı yazıyorsun, yine aynı devran mı dönüyor?) diyeceksiniz... Olabilirdi, bir mail kadar yakınımdaydı, hiç düşünmedim yazmayı, beğendiğim bir şair olmaktan öte gerçekten büyük bir duygu insanısınız, diyebilirdim… Övebilirdim, gerçek de olurdu ne desem, gururlanırdı herhalde… Demedim işte, kim bilir kaç milyon hayranının arasında ferkul’ un bir mailinin önemli olmayacağını düşündüm…

 Bir siyasetçi, önemli bir adam ölür, arkasında derin siyasi görüşünden insanlar bırakır, onlar yaşatır siyasetini, zamanla unutulur… Bir zengin insan ölür, çocuklarına mirasyedi adını bırakır, çocukları, torunları nasiplenir yemeyip içmeyip biriktirdiği mallarını doya doya yer bitirirler… Bir fukara ölür, arkasında garipliğini bırakır, bir de eski bir takım elbise, kim bilir ne zaman giydi, düğününde mi, bayramlarda mı?...

Bir şair ölür, şiiri kalır
Ömrü sonsuzdur…

 Yusuf  Hayaloğlu öldü… Allah rahmet eylesin, günahlarını affetsin, şairliğine versin yanlışlarını… Büyük bir duygu adamıydı gerçekten… Merak  ettiğim şu ki; yazmak istediği şiiri, dökmek istediği taşlarını da götürdü mü yanında, en son yazdığı neydi, veya yarım bıraktığı şiir?...  Dağlarda kar, bir asi rüzgar olabildi mi?..
İşte, bu değdi, yaşadım, diyebildi mi?...


Yusuf Hayaloğlu öldü, bu dünyada yeri çoktu, keşke dediği yalan oldu, gitti...

N'eylersin...

 

 

ferkul

 

3.mart2009

Yorum (6) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

çal kapımı,

3/3/2009
Kategori: siir

Çal kapımı…

Önce düşlerimi getir, hayallerimden bir gemi yap, yelkenlilerinin  içinde savrulsun rüzgara karşı umutlarım… Benden ve senden bildiğim bütün olmazları bindir, kaptanı sen, tayfası sen, rotası sensiz çiçekler olsun… O çiçekler ki her çalan kapı zilinde soldu… O çiçekler ki kitap sayfalarında kurudu, bana çiçeklerimi de getir gelirken, düşlerden bezenmiş olsun, kırmızı, mor, demet demet değil, bir gonca gül gibi birkaç yaprak olsun… Her yaprağında ayrı sözcükler olsun, hiç yazılmamış, hiç söylenmemiş bir türküde söylensin adım… Kelimelerde yerini bulmamış bir şiir olsun her yaprağı, yeni doğmuş bir bebek kadar taze ve güzel, masumiyetiyle kokusu tütsün üstünde buram buram…

 Çal kapımı….

Her günü bir çok güne benzeyen, her yılı bir çok yılla değişen, mevsim değil, ay değil saat değil, saniyeler geçmeden gel… Gel ki, açtığım kapı gülsün… Gel ki güneş doğsun artık gecenin üstüne, aydınlatsın, aydınlansın tüm dünya gelişinle… Birdenbire, ansızın gel, çay demlenirken, öylesine bir halde seni düşünürken, her gün gelirmiş gibi,  kapı komşusu, kırk yıllık ahbap gibi, bir bahar sabahı henüz ortalık ağarmadan, alacakaranlıkta gel… Dönüşsüz olsun gelişin, yolları ve yılları çalarak, bir kilit vurarak yokuşlara, aydınlık bir yüzle, gülümseyen bir yarınla, gel…

 Çal kapımı…

Bir evliya ocağından, nur yüzlü bir derviş kapısından gelirmiş gibi, yaradandan  el açıp dua etmiş, duası kabul görmüş bir garip kul gibi, gel… Tövbe edip günahsız, yalansız ve hiç bir an düşünmeden, düşündürtmeden gel… Dualarla, besmeleyle, günahsız, vebalsiz, kul hakkı yemeden, geriye bakmadan gel… Varlığınla bezensin düşüncelerim, destan yazılsın gelişinle, hiç okunmamış, sana saklanmış, seni anlatmış destanlarla gel…

 Çal kapımı,

Serzenişim sanadır, şikayetim sana, nazım, isyanım, küskünlüğüm, deliliğim, delişmenliğim, hüznüm sana, gidişlerim hep sana, döndüğüm bütün yollar sanadır…Garipliğim, yoksulluğum, yalnızlığım, susamışlığım, yakarışım sendendir…Seninle gördüm yaşamak denilen oyunu, seninle bitti dünya, yeniden bir fidan yeşert içimde…Gel de dünya unutsun seninle dönmeyi, bahara dönsün mevsimler, çiçek açsın her ağaç…

Kapımı çal, gel de

yüzüm gülsün,

        Gel de;  son nefesim olsun…

Sen bana gel, çal kapımı…

        Ben, kendime geleyim…

 

ferkul

 

24şubat2009

Yorum (11) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sor

15/7/2008
Kategori: siir


gökyüzünde
süzülen
  kuşlara
sor beni
                                
yüreğimden
dökülen
 mısralarda
 bul,
beni ...

16.09 2007.ferkul

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bir mevsimlik şiirsin...

24/2/2008
Kategori: siir

                                  

 

Bir mevsimlik şiirsin

Adına türkü yakılıp,

Defalarca okunmuş.

Bir rüzgarlık ömrün

Yaprak dökünce

Unutulmuş...

 

Bir kaymalık yıldızsın

Yüzünü suya sermiş

Ay doğarken geceye

Mehtaba yenilmiş

Bir mevsimliksin

Şiirim..

İlhamın bitmiş...

 

Var ile yok arası,

Bir fidan,  bir gonca

Bir mevsimlik şiirsin

Sen,

Yakasına gül konmuş.

Hazana gün doğunca

Kurumuş...

                 

 

ferkul

                    20şubat2008

Yorum (10) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bakmaz mısın

18/2/2008
Kategori: siir

                    

 

Her gün önünden geçtiğim salkım söğüt

Mavi bulut küsmüş sana

Bir gün olup,

Bakmaz mısın?

Toprağa çevirirsin yüzünü

Yere bakıp bakıp

Yorulmaz mısın?

 

Kilit vurup açtığım kapım

Her gün söylediğim şarkım

Kimileri çarptığım yüzün

Kapanıp kapanıp bir gün

Açılmaz mısın

 

Yüz yüze gelip de konuşmadığım

Her gün baktığım ayna

Yalan figan olur susuşun

Sade aydınlıkta mı bakışın

Ne gösterdin bir gün bana

Şikayetim çok senden yana

Kırılmaz mısın?

 

 

Koşup koşup yorulduğum

El uzatıp kol verdiğim

Her gün geçtiğim yolum

Yangınımda suyum

Bildiğim tek can dostum

Bir gün olup sen de bana

Darılmaz mısın?

 

Hep beklediğim kızıl güneş

Haber saldım her gün sana

Derman olur diye bana

Saat gecti, bitti ömrüm

Dolmadı mı süren daha

Akşamı eksem sabaha

Gözün açıp bir gün bana

Doğmaz mısın?

 

                   ferkul

9 ocak 2008

Yorum (15) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KALEMİMDEN KAN DAMLIYOR

9/2/2008
Kategori: siir

                               

                                     

                                                      

                                                    kalemimden

                                                                    kan

    damlıyor dostlar!..

 

  ne yazsam

 ne söylesem

 nereye gitsem

geldiğim yerdeyim 

güzel şeyler  

 söylesem

 mis koksun diye

kelimelerimi 

gül bahçesinde

yüzdürsem

ferhata dağları

bahşetsem

karşılıksız sevmesem

olmuyor!...

 

 

kan

 damlıyor

kalemimden

 bir bulut  var

yukarıda

güneşsizim 

kapatıyor  ışığımı

cesaretim yok

yeniden başlamaya

şikayetim var

benden yana

yüreksizim...

 

 

kan

damlıyor yüreğimden

kalemim kırık

bağrımda yanıklar

böyle mi yaşanır hep

ayrılıklar

görmüyor musunuz dostlar

kana bulandı sayfalar

 

kalemimden

kan

damlıyor!...

 

                    ferkul

                     6şubat 2008

Yorum (15) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SİZE YAKIŞIYOR

23/1/2008
Kategori: siir

Sevmek  bana yakışmıyor,

Taşı dağa eklesem,

Kulu  'sultan'  eylesem,

Çula  ipek  döşesem,

Yollarınız  bitmiyor.

Sevmek bana yakışmıyor….

 

Hep kendimden verdiysem,

Sevdikçe ben, eksildiysem,

Ne anlarım ben sevgiden,

Veresiye sevdiysem…

Uzak durun dostlar bana,

Sevmek   size   yakışıyor…

 

Kuru ekmek, soğan derken

Pasta , börek  istersiniz...

Bir bardak  çay  verirken,

Kahveler  de  yetmez olur.

Derim  size sevmek  budur?

Bende  azı  çoğu yoktur,

Sevmek  bana  yakışmıyor…

 

Yüzümü  'kan'  eylediniz,

Kapımı  'dar' ,eylediniz,

Sokağı   toz   eylediniz,

Gözümü   yaş   bellediniz

Verdikçe hep,  istediniz,

Kıymet    nedir,   bilmediniz,

Yok   günümde,   nerdeydiniz?

Sevmek    size    yakışıyor..

 

Kalemimi  kırsam bile,

Dilim  tutmaz  gelir  dile.

Karşılıksız  seve  seve,

Bülbül  bile  gelir  dile...

Bakamazım  şimdi  güle.

Vermiyorum    veresiye,

Neyleyim , bu  yürekle,

Sevmek   bana    yakışmıyor….

 

Kol  veririm  el,  verene,

Can  veririm  'can , diyene.

Yüzün  dönüp  küssem bile,

Sevmiyorum, diyemem ki,

Sırrınızı  vermem  ele,

Yalancıktan olsa  bile,

Sahte  'gülüm' ,  diyemem ki,

Sevmek    bana   yakışmıyor...

 

Gidene   dur,  diyemem,

Dikene  'gül',  diyemem,

Sevmeyene  'yar',   demem,

Kirli  yolda yürüyemem,

Cana,  kansız olamam ki,

Sizin   gibi    sevemem ki,

Dostlar , kusra kalmayın,

SEVMEK SİZE YAKIŞIYOR...

 

 

 

                                                        ferkul

 

                                       7  Haziran 2007

Yorum (7) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Turk Blog Yazarlari üzerinde benzer fotoğraflar bulun
Web Stats Undergoing MyBlogLog Verification Subscribe to me on FriendFeed TÜRK MİLLETİ SİZİNLE/SİİRİMSİLERLE/
Pagerank